• Merhaba, en keyifli Türkçe genel forum sitesi Dipsiz Forum'a hoş geldiniz! Sitemizi REKLAMSIZ ve tüm özelliklerinden faydalanarak kullanmak için sadece 3 saniye süren ücretsiz kayıt işlemiyle aramıza katılın.

ABD Başkanı Biden, Soykırım dedi

Kayıt tarihi
4 Nisan 2021
Mesaj
177
Tepkiler
30
ABD başkanı Joe Biden, her sene 24 nisan tarihinde yapılan 1915 olayları anmasında bu sene ilk kez "Ermeni Soykırımı" ifadesini kullandı. Joe Biden, şu şekilde konuştu:

Her yıl bugün Osmanlı dönemindeki Ermeni soykırımında ölenleri hatırlıyoruz ve böyle bir zulmün bir daha yaşanmaması için taahhüdümüzü yeniliyoruz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve muhalefet partileri açıklamayı kınadı.

Tarihinde Kızılderili Soykırımı gibi bir leke olan ABD'nin bu açıklaması bence sırf ikili ilişkileri germekten başka bir amaç taşımıyor. Sizce ne olacak bu gelişmeler? Türkiye nasıl etkilenecek?
 

Rick

Üye
Kayıt tarihi
29 Temmuz 2021
Mesaj
350
Tepkiler
7
Türkiye'yi sıkıştırma hamlesi başladı, düğmeye basan ABD oldu.Türkiye bu saatten sonra tamamen yanlızlaşır.Önceden de bu sopayı gösteriyor, kullanırız haaa diyorlardı, ancak dış politikanın ve diplomasinin yeteneğinden dolayı pek etkisi olmuyordu.Şuan dış politika ve diplomasinin de iflasıdır bu.

Bu arada bildiğim kadarıyla F35 ten de çıkarıldık zaten...
 

Deepest

Yönetici
Kayıt tarihi
23 Mart 2021
Mesaj
1.178
Tepkiler
462
Zaten ne bir saygınlığımız kaldı şu sıralar ne de bir gücümüz.
Rezalet
 

Yakida

Hello silent souvenirs...
Ernesto Che Guevara
Kayıt tarihi
23 Mart 2021
Mesaj
6.791
Tepkiler
7.118
Erdoğan'ın Biden ile görüştükten sonra böyle bir mesajın gelmesi de ilginç, muhalefetin sivri söylemlerde bulunamayacağı milli bir gündem yaratıp iktidarın dümen suyuna sokarak bu kargaşada karşılıklı menfaatlerin edinileceği bir anlaşma varmış gibi duruyor, yani al takke ver külâh meselesi.
 

Hannibal

Üye
Kayıt tarihi
29 Temmuz 2021
Mesaj
196
Tepkiler
4
Ermeni Techir kanunu, İttihat ve Terakkicilerin başımıza ördüğü bir çoraptır ve bu sorun bizim peşimizi asla bırakmayacaktır.Alınan bu Techir Kanunu kararını aynen şuna benzetebiliriz, PKK orayı, burayı vuruyor diye Kürt toplumunu yerinden yurdundan ederek sürmek gibi bir şey aslında.Belki çok uç örnek oldu ama buna benzer birşey.Bu nasıl ki haksız ve yanlış bir uygulama olurdu ise o zamanki uygulama da haksız ve yanlış uygulama idi.Savaş koşulları da bahane değildir.Birincisi bu toplumun, kendi tarihine bakarken bunu biliyor olması gerek...Kafatasçı, şovenist bir ideoloji üzerine kurulu İttihat ve Terakki Partisinin aldığı ve uygulamaya konan bu kararın arkasında durmak, her daim bizi zora sokacaktır, burası kesin.Bugün olmasa bile ileride daha da zor duruma düşeceğiz.

İttihat Terakki zihniyetinin başımıza ördüğü çoraplar bununla da bitmiyor, PKK yı PKK yapan da bu zihniyettir.Türkiye bu zihniyetten bir türlü kurtulamadı gitti, bir bitmediler yani...

Diğer taraftan, soykırım başka birşey, katliam başka birşeydir.Ülkedeki tüm Ermeniler Techire tabii tutulmuş olsa bu soykırımdır, ancak durum öyle değil.Sadece sorun olan bölgelerdeki Ermenilere uygulanan bir kanun olduğundan soykırım değil, ancak olsa olsa katliamdır.
 

Gri

17
Lahmacun
Kayıt tarihi
23 Mart 2021
Mesaj
7.991
Tepkiler
10.275
İttihatçılar yaptıkları her işte ifrada kaçmış, ayarsız bir örgütlenme. Atatürk İT'cileri ne Kurtuluş Savaşı'nda, ne de sonrasında çevresinde ve devlet kademelerinde istememiş, çünkü en ufak fırsat bulduklarında tekrar komitacılığa, darbeciliğe girişeceklerinin farkındaymış. Zaten İT zihniyeti Cumhuriyet sonrasında sürmüş, 6 - 7 Eylül olayları, tam anlamıyla bu zihniyetin ürünüdür.

Tehcir yanlış bir uygulama. Savaş şartlarında başka çare yoktu diyerek meşruiyet kazandırmaya çalışılıyor ama devlet olmanın gerektirdiği asgari şartlardan biri de, cephe gerisinde asayişi sağlayabilmek. Kendi halkını Ermeni çetelerine, bu işlere girmeyen Ermeni vatandaşlarını da misillemelere karşı korumak birinci vazifen. Bunu yapamayıp, insanları bir yerden başka yere sürmeye çalışmak akla gelmesi gereken son çare.

Öte yandan, Talat Paşa ve ekibine de zaman zaman haksızlık edildiğini düşünüyorum. Sadece Ermeni çetelere değil, onları koruyamayan, halkı onlara karşı kışkırtan devlet görevlilerine / yerel halka karşı da şiddet uygulanmış. Örneğin İlhan Başgöz'ün Türkü isimli kitabının 92. sayfasında şöyle yazıyor:


Ağıtlarımızda bir asılma sahnesi var. Müftünün ağıdında. Güney'de, bir Ermeni ayaklanması yüzünden, galiba 1909'da, Talat Paşa bölgeye gider. İsyanı kışkırtan Ermeni önderleri kaçıp kurtulur. Talat Paşa müslüman kışkırtıcılardan müftüyü ve arkadaşlarını astırır. Ağıt bu olaya yakılmış. Bu ağıtta François Villon'un 'asılmışların balladı' adlı şiirindeki yalın ve dokunaklı şiirselliği bulursunuz. 15. yüzyılda yaşayan ve Fransız şiirinin gerçek kurucusu sayılan Villon'un şiirinde şöyle bir dize var:

Şurada asılmışız üçer beşer (villon: 53)

Müftünün Ağıdı daha dokunaklı ve çarpıcı bir tablo çizer, bu tabloyu unutamazsınız:

Müftümün sakalı kara
Yusuf'umu çekmen dara
kefenleri boğazında
asılmışlar sıra sıra.

(Ahmet Ziya Özdemir, Öyküleriyle Ağıtlar, 1994, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara)


Talat Paşa'yı ulusalcı tezlerle temize çıkaracak veya liberal sol argümanlarla toptan silip atacak değilim. Ancak Ermeni vatandaşlarımıza zulmeden yerli halkın da -her yerde olmasa da- cezalandırıldığı kayıtlarda mevcut. Burada sorun yaratan, orantısızlık. Politik ajandalar tarihi çarpıtabilir ama folklor buna tenezzül etmez; suçlulara yakılan ağıt dahi gerçeği gün gibi ortaya serer.

Gelelim kendi fikrime. Benim ne düşündüğümün tarihsel gerçekler karşısında pek önemi yok, biliyorum. Ancak benim de olup bitenlere dair, okuduklarım kadar bir fikrim var ve soykırım yerine karşılıklı kırım ifadesini kullanmayı tercih ediyorum. İki taraf da birbirine zulmetmiş, ancak devlet eliyle uygulanan tehcir, terazinin kantarını bir tarafa eğmiş. Bu, mazur görülecek bir durum değil.

Keşke Ermeni vatandaşlarımız burada kalsaydı. Rumlar da, Hıristiyan Türkler de. Mübadeleyi isteyen Venizelos idi, ama imkanlarımız elverseydi de, kabul etmeseydik. Çeşitliliğin kendi kültürümüze geçmişte müthiş bir zenginlik kattığını ve sürdürebilseydik günümüzde de öyle devam edeceğini düşünüyorum.

Annemin eskiden oturduğu (Bakırköy) apartmanda Ermeni komşusu vardı. Kadın Ramazan ve Kurban Bayramı'nda anneme tatlı getirirdi. Sonra annem bana Ermenilerin bayramlarını sordu ve o da o bayramlarda komşusuna tatlı götürdü. Hatırladıkça gülümsediğim şeylerden bu komşuluk, bizzat tanık olduğum. Keşke bu dokuyu hayatın her alanında koruyabilseydik.

Not: Forumda türkü seven arkadaşlarımız, Müftünün Ağıdı'nın öyküsünü bir de Yaşar Kemal'in Ağıtlar isimli kitabından okuyabilir.
 

Rick

Üye
Kayıt tarihi
29 Temmuz 2021
Mesaj
350
Tepkiler
7
Osmanlı bir Hanedanlığın imparatorluğu idi.Bu imparatorluğun iyi yaptıklarıyla nasıl ki övünülebiliyorsa, kötü yaptıkları da eleştirilmelidir.Techir kanunu Osmanlı'nın çıkarttığı bir kanundur ve şimdiki Türkiye Cumhuriyeti ile asla bir ilgisi yoktur.1914 yılında Türkiye Cumhuriyeti yoktu.

Toplum olarak kendi yanlışlarımızı görmekten uzağız maalesef.Telafer'de Türkmenler yerlerinden edilirken şah kalkar atıp tutarız, milliyetçilik duygularımız kabarır, Irak'ta Türkmenler yerlerinden edilirken şah kalkarız atıp tutarız, milliyetçilik duygularımız kabarır, ama Techir Kanunu ile yerlerinden yurtlarından edilen, yollarda telef olan, hastalanan ölen ve cefalar çeken Ermeniler olunca konu, " haklıyız " oluveriyor...! Nasıl olacak bu? Böyle bir çifte standart olabilir mi? Ama oluyor maalesef, toplum olarak zaten cehaletin doruklarında olunca maalesef oluyor.Bu toprakların sahibi sadece etnik köken olarak Türkler, inanç olarak da müslümanlar değildir.Örneğin Süryaniler, binlerce yıldır bu bölgededir, örneğin kürtler binlerce yıldır bu bölgededir, örneğin Rumlar binlerce yıldır bu bölgededir.

Bizler 1072 de Alpaslan ile tüm bu toprakları almış değiliz.Alpaslan 1071 de Malazgirt zaferini kazandığında zaten, Ege hariç hemen hemen her bölgede Türk boyları da vardı.Dikkat ediniz tüm bölgeler Türklere aittir demiyorum, hemen hemen her bölgede Türk boyları da vardı diyorum.Yani bu toprakların tek sahibi Türkler değil, bu toprakların tek sahibi müslümanlar değil, yada ikisini birleştirelim, bu toprakların tek sahibi Müslüman Türkler değil.

Bugünkü geldiğimiz noktada bile bu topraklar sanki sadece " Müslüman Türkler " inmiş gibi uygulamalar yapılmaktadır.Kaldı ki Atatürk de böyle oluşturmamış bu Cumhuriyeti zaten.Misaki Milli sınırları içerisindeki tüm aktörleri işin içine katmış öyle veya böyle.

Biden, şöyle demiş böyle demiş.Kimin ne dediğinden çok bizim ne yaptığımızın önemi büyüktür.Onların kızılderililere yaptıkları, Japonya'ya attıkları atom bombası, dünyanın dörtbir tarafındaki zulümleri başka bir konu, bize ait, bizim tarihimize ait olan Ermeni Techiri başka bir konu.Bu zulümleri yapan ülke ile birlik olma, ne diye hala birlik olma çabasındasın.

Siyasetçisinden, bilim insanına, yazarından, sanatçısına, her kesimin şapkasını önüne koyup, bu konulara kafa yormaları gerek.
 

Yakida

Hello silent souvenirs...
Ernesto Che Guevara
Kayıt tarihi
23 Mart 2021
Mesaj
6.791
Tepkiler
7.118
6-7 Eylül olaylarını annem anlatır hep...
Benim bilebildiğim kadar der; Fatih Malta'dan Şehzadebaşı'na kadar bütün dükkânlar talan edilmişti...
İskenderpaşa mahallesinde Ortaçeşme vardır, orada bir Vasil bakkal varmış bütün ailesini alıp kaçmış yoksa öldüreceklermiş adamı.
Çirkin şeyler bunlar, hatırlarsınız Türk sinemasının unutulmaz sanatçısı Nubar Terziyan'ı... Ne kadar tatlı ne kadar iyi bir insandı.
Onun gibi nice güzel vatandaşımız vardı, her irktan her toplumdan illaki çıkar kötü adamlar, pire için yorgan yakmak ancak kolaycılık.
Ülkesini Hitler kırımında Yahudilere açmış bir Atatürk'ümüz var hiç yakışmıyor böyle şeyler bu cumhuriyete.
Ama hani kokmuş ete sinek konar derler ya, her ne kadar daha önce de sağından solundan dillendirilmiş olsa da soykırım söyleminin direkt olarak en üst perdeden dillendirilmesinin 100 yılda AKP dönemine rastlaması da tesadüf değil.
 
Kayıt tarihi
23 Mart 2021
Mesaj
3.301
Tepkiler
3.832
Umarım bu sorun ABD ve diğer güçlü devletlerin elinde Türkiye ve Ermenistan'a karşı bir şantaj unsuru haline gelmez de, taraflar artık biraraya gelip meselenin kökenine inip ortak bir masada buluşurlar. Çünkü barizdir ki, bu soykırım gerçeği -ben soykırım olduğunu düşünüyorum- ancak ve ancak Anadolu insanının; yani Türklerin, Ermenilerin, Kürtlerin vicdanında çözüme ulaşacaktır. Her sene 24 Nisan'da "Acaba ABD bu sefer ne diyecek" diye kıvranarak beklemektense, bu kozu başka devletlere vermeden, meselenin kökenine inmek, artık barışma için acil bir ihtiyaçdır. En azından bunu sayılarının 60 bine düştüğü söylenen Türkiye Ermenileri için yapmak, eminim ki ülkenin barış ortamı için de büyük bir adım olacaktır.
 

Yeni konular

Top